17 Yaşında Kendini Asan Emîne Hanım’ın Sitemi: Osmanlı Mezar Taşı Hikayeleri

“Tarihi mezarlıklar, sadece ölümün soğuk yüzünü yansıtan mezar taşlarından ibaret değildir. Her mezar taşının altında bir dünya yattığını bilmeliyiz. İstanbul’un saklı kalmış tarih hazinelerinden biri olan Tuzla Tepeören Mezarlığı ziyaretimizde, Osmanlı Mezar Taşı Hikayeleri arasında belki de en hüzünlü, en nadir rastlanan trajediye şahit olduk: Na’l-bend İbrahim Usta’nın 17 yaşındaki kızı Emîne Hanım’ın şahidesi.”
Osmanlı mezar taşı kitabelerinde genellikle kadere rıza, ecelin kaçınılmazlığı ve geride kalanlardan Fâtiha talebi işlenir. Ancak bu taş, içerdiği açık isyan, sitem ve intihar vurgusuyla epigrafi dünyasında tamamen ayrı bir yere sahip.

Osmanlı Mezar Taşı Hikayeleri İçinde Ezber Bozan Bir Kitabe
“…Bu taş, Osmanlı mezar taşı hikayeleri üzerine araştırma yapan herkesin incelemesi gereken, toplumsal baskının bir insanı sürükleyebileceği son noktayı gösteren tarihi bir vesikadır.”

17 yaşında hayatına son veren Emîne Hanım’ın taşında, günümüz Türkçesiyle okunduğunda yürek burkan şu ifadeler yer alıyor:
1- Âh gençliğim âh
2- Şu dünyaya geldim bir mürüvvet görmedim
3- Âh ecel vâ‘de gelüp ölmedim
4- Söylenen sözlere bakmışım
5- Bana ne oldu da on yedi yaşda
6- Kendi kendimi asmışım âh kader
7- De mevlâm yazımı ne kadar da
8- Kara yazmışsın na‘l-bend İbrahim ustanın
9- Kerîmesi Emîne Hanım’ın rûhuna fâtiha
10-Fi 26 Mayıs 1241 Miladi 1825
Emine Hanım Kitabesi’nin Tarihsel ve Psikolojik Analizi
Bu kitabeyi diğer tarihi mezar taşları içeriklerinden ayıran en önemli unsur, ölüm şeklinin taşa açıkça kazınmış olmasıdır. Kitabede geçen “Söylenen sözlere bakmışım / Bana ne oldu da on yedi yaşda / Kendi kendimi asmışım” ifadeleri, genç kızın arkasından çıkarılan bir dedikoduya, iftiraya veya toplumsal bir baskıya dayanamayarak bu kararı aldığını açıkça fısıldıyor.
Normal şartlarda Osmanlı toplumunda intihar vakaları dini sebeplerle gizlenmeye çalışılırken, babası Nalbant İbrahim Usta’nın kızının bu sitemini taşa kazıtmış olması, topluma ve bu sözleri çıkaranlara karşı sessiz bir çığlık ve adalet arayışıdır. Ayrıca “De mevlâm yazımı ne kadar da kara yazmışsın” satırı, çekilen acının büyüklüğünü ve kadere sitemi gözler önüne seriyor.

Söz Sizde: Siz Bu Hikaye Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?
Osmanlı epigrafi tarihinde eşine çok az rastlanan bu sitem dolu şahide, toplumsal baskının ve yarım kalan bir gençliğin yüzyıllar sonrasına ulaşan sesidir. Peki, siz Nalbant İbrahim Usta’nın kızının acısını taşa bu kadar açıkça kazıtması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu mezar taşı kitabesi, dönemine göre bir adalet çığlığı mıdır?
Eğer sizin de mezarlıklarda rastladığınız ilginç kitabeler varsa, lütfen aşağıda yer alan yorumlar kısmında bizimle paylaşın.
Bu ve benzeri sıra dışı Osmanlı mezar taşı hikayeleri ve saha araştırmalarından anında haberdar olmak için sitemizi yer imlerine ekleyebilir, saha ziyaretleri sırasında kaydettiğimiz anlık video incelemelerimizi kaçırmamak için bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz. Bir sonraki kitabe keşfinde buluşmak üzere, tarihle kalın!



Henüz yorum yapılmamış.