Anasayfa » Manşet » Şile-Ağva Kadıköy Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları

Şile-Ağva Kadıköy Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları

Şile-Ağva Kadıköy Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları

Kadıköy Mezarlığı’ndaki Osmanlı mezar taşlarıyla ilgili yazıma başlamadan önce, kendi gözlemlerimle gördüğüm köy hakkında bazı bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum. Öncelikle önemli bir şeyi hatırlatmak isterim: Sürekli seyahatte olduğum için bazı köylere tekrar tekrar yolum düşüyor ve her gidişimde köy hakkındaki bilgilerimi güncelliyorum. Siz de bilgi katkısında bulunmak isterseniz lütfen yorumlara yazın.

Şile köylerinden biri olan Kadıköy, Kandıra ile sınırda bulunan güzel bir köydür. Kadıköy, bu bölgede Şile’nin son köyü olma özelliğini taşır. Klasik Anadolu köylerinden olan Kadıköy’ün 2024 yılında kurulmuş Ağva Kadıköy Köyü Derneği mevcuttur. Bilgilerin bir kısmını bu derneğin sitesinden öğrendim. Ayrıca genel anlamda Şile-Ağva civar köylerinin dayanışma yaptığı Dernekleri arasında olan ŞADER var, fakat her iki dernekte bilgi akışı açısından zannediyorum güncellenemiyor.

Şile-Ağva Kadıköy Köyü

Geleneklerine Bağlı Bir Köy, Kadıköy…

Köyde sosyal etkinlik olarak düzenli bir şekilde her yıl Hıdırellez kutlamaları yapılmaktadır. Köyde doğalgaz bulunmakta, ancak dileyen soba ile ısınmayı da tercih etmektedir. Köyde bir cami vardır ve köyde ikamet edenler klasik köy hayatını yaşamaktadır.

Mezar taşlarına bakarak köyün geçmişi hakkında bir tarih vermek gerekirse, 1800’lü yıllara, yani 19. yüzyıla dayandığını söyleyebiliriz. Köyün arazileri oldukça geniş, havası ve toprağı verimlidir. Benim bu köyü ziyaret etme amacım elbette Şile köylerinde Osmanlı mezar taşlarının izini sürmekti.

2024 Yılı Kadıköy Hıdırellez Şenliği

Tarihi Kadıköy Köyü Mezarlığı

Bu yüzden köyü kısa bir gezdikten sonra rotamı Kadıköy Caddesi üzerinde bulunan Kadıköy Mezarlığı’na çevirdim. Mezarlığın girişinde bizi bir musalla taşı karşıladı; bu da mezarlık içinde cenaze namazlarının kılındığını gösteriyordu. Mezarlığın girişinde eski ve yeni mezar taşlarının bir arada olması, buranın oldukça eski bir mezarlık olduğunu düşündürdü. Ancak ilk bakışta Osmanlı mezar taşlarına rastlayamadık. Mezarlık, yol kenarından başlayıp tepelik alana doğru devam ediyordu.

Aracımızı aşağıda bırakıp parke taş döşenmiş mezar yolundan yukarı doğru ağır ağır ilerledik. Sabah saatlerinde mezarlığın atmosferi bizi çok etkiledi. Kadıköy Mezarlığı, ormanlık bir alanın içinde yer alıyor; bu da mezarlığa farklı bir huzur atmosferi katıyor. Gündüzleri mezarlıktaki ağaç dallarının arasından süzülen güneş ışıkları, ölümün soğuk yüzünü unutturan muhteşem bir görüntü oluşturuyordu.

Tarihi Mezarlıkta Hayatın Döngüsü…

İnsan bedenleriyle karışmış mezarlık toprağı da oldukça verimliydi. Bu yüzden mezarlık içinde çam, kestane, pelit ve kekik kokularını hissedebiliyordunuz. Mezarlığı ziyaret ettiğimiz 26 Ekim 2025 tarihinde havanın güzel olmasıyla birlikte, ormanlık alanda kalan mezarlık tüm güzelliklerini bizlere sundu. Mezarlık içinde ağaç dallarındaki yeşil yapraklar ve yere dökülmüş sararmış pelit yaprakları, ölümü hatırlatırken yaşamın döngüsünü canlı bir şekilde gözler önüne seriyordu.

Mezarlıktaki ilk defin yerleri tepenin üzerinde bulunuyordu. Tepedeki düzlükte birbirinden farklı yüzlerce mantar muhteşem bir seyir imkânı sunuyordu. Elbette mantarların yenip yenmeyeceği hakkında bilgimiz olmadığından sadece seyretmekle yetindik. Ancak bazı köylülerin mantar toplamak için mezarlığa geldiğine şahit olduk. Köylüler daha çok mezarlığın dışındaki ormanlık alanı gezmeyi tercih ediyorlardı.

Ayrıca mezarlık içinde yer alan kestane ağaçları da görülmeye değerdi; lakin biz gittiğimizde birileri çoktan kestaneleri toplamıştı. Bütün bunlar mezarlığın ne kadar verimli bir toprağa sahip olduğunu gösteriyordu. En ilginç olanı ise, mezarlıkta ölülere rağmen yeniden dirilen ve yeni yaşamlar sunan bitkilerin iç içe yaşamasıydı. Zaten insanoğlu da bir tohum değil miydi? Toprağa gömülür ve bir gün yeniden ondan doğardı.

Şile-Ağva Kadıköy Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları

Mezarlığın tepe bölümüne çıktığımızda, uzaktan sarıklı bir Osmanlı mezar taşı hemen gözümüze ilişti. Yanına gittiğimizde, yanında baş ve ayak taşı olan iki taşın da yere boylu boyunca yatmış, toprağa ve yapraklara karışmış olduğunu gördük. Ayakta duran Osmanlı mezar taşının yan tarafında güzel bir sarmaşık dalı, taşı boydan boya sarmıştı. Her iki mezar taşının yazıları biraz hasar görmüş olsa da okunabiliyordu. İlk iş olarak taşları dikkatlice temizleyip okumalarını yaptık.

  1. Taş: Tonbak Oğlu İsmail’in Mezar Taşı

Ah minel mevt
Çün ecel geldi ana olmaz emân
Cürmünü aff eyle yâ Rabbü’l-menân
Mağfiret kıl olmasun hâli yeman
Mazhar-ı nûr-ı şefâat kıl her zaman
Kadıköyünde Tonbak Oğlu
İsmail ruhuna el-Fâtiha
Sene 1281 (Miladî 1864)

Not: Sultan Abdülaziz dönemi, 19. yüzyıl. Mezar taşında fesin üstüne sarılmış bir sarık vardır. Dikkatli bakıldığında, fesin üzerindeki püskülün sağ tarafa doğru sarktığı fark edilmektedir.

2. Taş: İsmail Ağa Oğlu İsmal’in Mezar Taşı

Hüve’l-Bâkî
Kadıköy karyesi sakinlerinden
İsmail Ağa oğlu merhum
Ve mağfûrun leh el-Hâc
İsmail Ağa’nın
Ruhu için el-Fâtiha
Sene 1292 (Miladî 1875)

Not: Mezar taşının başlığı kırılmış ve bulunamamıştır. Mezar taşının hurma motifli ayak taşı bulunmaktadır.

Mezarlıktaki Bir Çok Taşta Hep Aynı İsim: “İsmail”

Bu iki mezar taşı, birbirine çok yakın bir şekilde Şile Kadıköy Köyü Mezarlığı içinde yer alıyor. Mezarlığın üst kısımlarında bulunan ve birbirine yakın olan bu mezarların büyük ihtimalle akrabalara ait olduğu tahmin ediliyor. İki mezar arasındaki ölüm tarihleri arasındaki fark 11 yıl. Her iki mezar taşındaki isimlerin aynı olması da oldukça ilginç; her iki taşta da “İsmail” yazıyor.

İkinci mezar taşında yazan İsmail’in babasının adı da İsmail, birinci mezar taşında ise “Tonbak oğlu İsmail” yazıyor. Bu durum, her iki mezarın baba ve oğula ait olabileceğini düşündürüyor. Daha da ilginç olan, mezarlık içindeki birçok taşta “İsmail” isminin geçmesi. Her iki taş da 19. yüzyıla, yani Sultan Abdülaziz dönemine aittir.

Kırık Serpuşlu Mezar Taşının Dirilişi: Hacı İsmail Ağa ve Hurma Motifleri

Tonbak oğlu İsmail Ağa’nın mezar taşında sarıklı bir serpuş bulunurken, Hacı İsmail’in mezar taşındaki serpuş kırılmış ve kaybolmuştur. Çevrede yaptığımız küçük çaplı araştırmalarda kayıp serpuşu bulamadık; muhtemelen toprağın altında kalmıştı.

Hacı İsmail Ağa’ya ait baş ve ayak taşları da toprağın yumuşamasıyla birlikte yere yıkılmıştı. Araştırmalarımızın sonunda mezarlıktan ayrılmadan önce taşların yerlerini tespit edip dikerek yeniden ayağa kaldırdık.

Hacı İsmail Ağa’nın ayak taşında hurma ağacı motifi oldukça belirgindi. Ayak taşındaki hurma ağacının üst dalları boşken, en alttaki iki dalın ucunda yedişer tane olmak üzere toplam 14 hurma motifi bulunuyordu. Bu motif, mezarda yatan kişinin hacı olduğuna işaret eder. Zaten taşta da “Hacı İsmail” yazılıydı.

İsimsiz Taşların Sessiz Tanıklığı: Kadıköy Mezarlığı’ndaki Kaya Mezarlar

Kadıköy Mezarlığı’nda ayrıca başlarına oval ve sivri şekillerde bölgesel kayalar dikilmiş eski mezarlar da bulunuyordu. Bu mezarlardaki kayaların üzerinde ne bir isim ne de bir motif vardı. Zamanla mevsim koşulları bu kayaları parçalasa da birçoğu yıllara direnerek ayakta kalmayı başarmıştı. Bu mezarların köy halkına ait olduğu kesindir, ancak kime ait oldukları bilinmemektedir.

Benim görüşüm, köyde yaşayan yaşlılar bu kaya mezarlarının en azından birkaçının kime ait olduğunu biliyorlardır. Bu bilgiler, gelecek nesillere aktarılmalı ve bu kaya mezarlarının üzerine —isimleri ve vefat tarihleri biliniyorsa— taşlar dikilmelidir. Aksi takdirde yeni nesiller bu mezarların kime ait olduğunu bilmeyecek ve bu mezarlar, sanki hiç yaşamamış insanlar gibi “meçhul” kalacaktır.

Vefanın Taşlara Kazınmış Hâli: Hafız İsmail ve Ayşe Hanım

Mezarlıkta beton kalıpla yapılmış, 1960’lı yıllara ait mezar taşları da vardı. Uzaktan bakıldığında Osmanlı mezar taşlarını andıran bu taşlar, yakından incelendiğinde beton kalıplarla yapılmış ve üzerine kalıpla Türkçe yazılar işlenmişti.

Bu taşlardan güzel bir örnek, mezarlığın girişinde sol tarafta bulunan Hafız İsmail Akbulut ve eşi Ayşe Akbulut’a ait mezar taşlarıdır. 77 yaşında, 1965 yılı Mayıs ayında vefat eden Ayşe Hanım’ın mezar taşının en üst kısmında iki lale arasında duran ve sola doğru bakan ay yıldız dikkat çekiyordu. Hafız İsmail Efendi’nin mezar taşı ise yılların etkisiyle yıpranmış, yazıları zor okunur hale gelmişti.

Evliliklerinin kısa sürdüğünü göz önüne aldığımızda, Hafız İsmail Efendi ile eşi Ayşe Hanım’ın mezar taşlarının hâlâ yan yana ve ayakta durması, yaşarken olduğu gibi ölümden sonra da vefa içinde birlikte olduklarını simgeliyor. Bu durum, evliliğin ve hayatın kutsallığını adeta bir ders niteliğinde bizlere sunuyor.

Şile Kadıköy Mezarlığına Veda Ederken…

Mezarlıktaki gerek kaya mezarları, gerekse Osmanlı Türkçesiyle yazılmış mezar taşları, mezarlığın 19. yüzyıla ait olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu taşlar, ilk definlerin nereye yapıldığının da bir göstergesidir. Mezar taşlarının konumuna baktığımızda, ilk vefat edenlerin mezarlığın üst kısmındaki düzlüklere defnedildiğini, daha sonraki definlerin ise yol kenarına, yani mezarlığın girişine doğru kaydığını anlıyoruz.

Bu güzel ekim ayında Kadıköy Köyü mezarlığına dualarla veda ederken aklımızda, doğanın cömertliği, mezarlık içindeki yaşam döngüsü, tarihi mezar taşları ve Kadıköy’ün sessiz tanıklarının keşfi kalıyordu. Biz Osmanlı Mezar Taşları’nın izinde yolumuza devam ederken, kim bilir daha nice saklı kalmış keşifler ve taşlara kazınmış hikayeler bizleri bekliyordu…

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz