Şile’nin Sessiz Tanıkları: İmrenli Köyü Mezarlığı ve Osmanlı Mezar Taşları
- Manşet, Mezarlıklar
- 26 Şubat 2026
- Yorum yaz
- 125 kez görüntülendi

1 Şubat Pazar günü, ajandamda aslında bambaşka bir plan vardı. Oğlumun lig maçları sebebiyle Şile Deniz Spor ile yapılacak müsabaka için stadın yolunu tutmuştuk. Ancak benim aklım, maçın heyecanından ziyade her zaman olduğu gibi Şile Köyleri arasından birine yapılacak küçük bir kaçamaktaydı. Uzun zamandır not defterimin bir kenarında boynu bükük bekleyen İmrenli Köyü, sanki o gün beni özellikle çağırıyordu.
Sosyal medya üzerinden tanıdığım Ömer Faruk Gültekin ile olan yazışmalarımızda, bu köyde kıymetli Osmanlı mezar taşları bulunduğunu teyit etmiştim. “Nasip bugüneymiş” diyerek, Şile’nin o insanı kendine getiren meşhur soğuğunda 25 dakikalık bir yolculuğun ardından köye ulaştım.

İmrenli Köyü’nün Sessizliği ve Mezarlığa Uzanan Yol
İmrenli Köyü içine vardığımda, teknolojinin bazen azizliğine uğrayıp küçük navigasyon hatalarıyla biraz cebelleşsem de, köyün sonuna doğru kıvrılan yolu takip edince İmrenli Köyü Mezarlığı solumda belirdi. Hafif bir yamaç üzerine kurulu bu sessiz mekan, kurumuş yaprakların rüzgarla dans ettiği, yarı ormanlık bir arazinin tam kalbindeydi.
139 A otobüsünün geçtiği Köy Yolu Caddesi üzerinde olmasına rağmen, kışın mahmurluğu çökmüş köye. Ne sokaklarda ne de evlerde kimsecikler vardı; sadece tek tük geçen araçların sesi bu dinginliği bozuyordu. Aracımı kenara çekip, Şile Tarihi açısından önemini merak ettiğim bu sessiz mekanda ehli kubura selam vererek gözlemlerime başladım.

İnşaat Sesleri Gölgesinde Bir Köy Mezarlığı
Mezarlığın içinden geçen yol, alanı ikiye bölmüş durumda. Bir yanda huşu içinde bir sessizlik varken, diğer yanda mezarlığın hemen arkasında yükselen yeni inşaatların gürültüsü yükseliyordu. İstanbul’da yer kalmayınca buralar artık gözde yerler haline gelmiş; “Böyle yerde kim gelip yaşamaz ki?” diye düşünürken, inşaat pisliklerinin ve işçilerin çöplerinin köy mezarlığı içine dolmasına içerledim.
Sessiz sakin yatan ölülere karşı bu dikkatsizlik, insanın gönlünü yaralıyor. “Neyse, inşallah inşaat bitince buralar da derlenir toparlanır” diye kendimi avutarak, asıl odak noktam olan Şile’nin Mezar taşları üzerine yoğunlaştım.

Zamana Yenik Düşen Ecdat Yadigarları
Mezarlığın ana caddeye yakın bölümlerinde, bakımsız ve yer yer kırılmış da olsa birkaç eski taş göze çarpıyordu. Daha içerilere, yeni aile sofalarının arasına doğru ilerledikçe bu tarihi emanetler daha sık görünmeye başladı. Ancak gel gör ki, İmrenli Köyü Mezarlığı içindeki bu taşların bir tanesi bile dimdik ayakta ve noksansız değildi.
Asırlar geçtikçe zamana yenik düşmüşler; kimi toprağa gömülmüş, kimi ise yosunlanıp adeta bir mantar hastalığına tutulmuş gibi perişan haldeydi. Hazırlıksız gelmiştim; ne taşları temizleyecek bir aletim ne de profesyonel mezar taşı okumaları yapabilmem için yanımda tebeşirim vardı. Yine de elimden geldiğince o zor okunan satırlara dokunmaya çalıştım.

Şile Tarihine ve Kimliğine Dair İzler
Köy hakkında çok fazla doküman bulamasam da, Elif Şendur’un Şile üzerine yaptığı folklor araştırmalarında buranın eskiden bölgenin en çok dokuma tezgahına sahip köylerinden biri olduğu geçiyor. Aynı makalede köyde bir “ziyaret yeri” olduğundan da bahsediliyor ama ben mezarlık turumda ona rastlayamadım.
Yer yer mermer modern taşlar ile Cumhuriyet başlarındaki yazısız yerel taşlar arasında kaybolurken, dikkatimi en çok yine bir Osmanlı mezarlığı özelliğini koruyan eski taşlar çekti. 13 tanesi erkek, 1 tanesi kadın ve 1 tanesi belirsiz olmak üzere toplam 15 tane Osmanlı mezar taşları tespit edebildim. Üzerlerindeki yazıların bazısı artık tamamen silinmeye yüz tutmuştu.

Geçmişle Gelecek Arasındaki Köprüye Sahip Çıkmak
İncelemelerim sırasında taşların üzerindeki o kırmızı yağlı boya ile vurulmuş rakamlar beni en çok üzen detay oldu. Bir envanter çalışması yapılmış olabilir fakat kültürel mirasımıza sahip çıkarken gösterdiğimiz yol bu olmamalı. Bizim işimiz bağcıyı dövmek değil, bu zamana kadar bir şekilde ulaşmış olan eserleri bizden sonraki nesle sağlam bırakabilmek.
Yapılan bu amatör mezar taşı okumaları belki bir gün meraklısına bir ışık yakar. Bu sessiz köşede yatan mevtalar için belki bir fatiha ihsan eden birileri çıkar ümidiyle ben de fatihamı okuyarak oradan ayrıldım. Nihayetinde bizler de bu dünyadan göçüp gittiğimizde, bizi de hayırla yad eden bir nesile sahip oluruz belki, kimbilir…

Geçmişin İzinde Bir Hülâsa: İmrenli’nin Sessiz Mirası
İmrenli Köyü Mezarlığı’nda gerçekleştirdiğim bu kısa ama hüzünlü yolculuk, bize Şile’nin derin köklerine dair çok şey fısıldıyor. İncelediğim 15 adet ecdad yadigarı taşın büyük çoğunluğu, 18. ve 19. yüzyıllara, yani yaklaşık 150 ile 250 yıl öncesine dayanan köklü bir geçmişe sahip. Bu taşlar sadece birer ölüm kaydı değil; aynı zamanda İmrenli’nin o dönemdeki sosyal yapısının, aile bağlarının ve köylülerin uğraşlarının somut birer vesikası.
Taşların üzerindeki silinmeye yüz tutmuş kitabeleri araladığımızda, köyün eşrafından olan sülalelerin ve lakapların izlerini sürmek mümkün. Özellikle bölgenin dokumacılık kültürüyle paralel olarak bazı yerel meslek erbabına ve “Topaloğulları“, “Doğancıoğulları” gibi o dönemin saygın sülale isimlerine rastlamak, köyün tarihsel sürekliliğini anlamamıza yardımcı oluyor.
Her ne kadar taşlar doğanın ve bakımsızlığın etkisiyle perişan bir halde, üzerlerindeki yazılar ise adeta birer bilmeceye dönüşmüş olsa da; o yosun tutmuş mermerlerin altında yatanların hikayeleri, Şile’nin hafızasını oluşturmaya devam ediyor.

Bu toprakların altına sessizce sırrolan ecdadımızın emanetlerine sahip çıkmak, sadece bir tarih merakı değil, aynı zamanda bir vefa borcudur. İmrenli Köyü Mezarlığı’ndaki bu kıymetli taşların hali ve köyün geçmişi hakkında sizin de bildiğiniz farklı detaylar, duyduğunuz aile hikayeleri veya bu taşların korunması için önerileriniz var mı?
Siz de İmrenli Köyü veya bu mezarlık hakkındaki düşüncelerinizi, anılarınızı ve eklemek istediğiniz bilgileri aşağıda yorumlar kısmında bizimle paylaşın. Her bir yorum, tarihe düşülmüş yeni bir not ve geçmişe uzatılmış bir eldir.
İmrenli Köyü Mezarlığındaki Osmanlı Mezar Taşları
Yukarıda da bahsettiğim gibi mezarlığın içinde 13 tanesi erkek, 1 tanesi kadın ve 1 tanesi belirsiz olmak üzere toplam 15 tane Osmanlı mezar taşları tespit edebildim. Üzerlerindeki yazıların bazısı artık tamamen silinmeye yüz tutmuştu.
Elbette ki bu kadar mezar taşı olması tuhaf. Kimbilir belki de toprak altında kalan, kırılan yada malesef kaybedilen bir çok mezar taşı vardır. Ben görebildiklerimi sizinle paylaşmak istedim. İlmim yettiğince de okumaya çalıştım. O köyde yaşayanlara ve Osmanlı Mezar taşı kültürüne bir nebze de olsa katkı yapabilmişsem kendimi mesud sayarım vesselam…
Osmanlı Mezar Taşlarının Okunuşları

1- Monla Mustafa Mezar taşı
- Merhum Monla*
- Mustafa Ruhuna
- Fatiha Sene 1173 M.1759
Monla: (Molla) Âlim, hoca. İlmiye Sınıfından olan Kişi
Not: Mezarlık içerisindeki okunan taşlar arasındaki en eski tarihli taş budur.

2- Hasan Efendi Mezar taşı
- Merhum ve Mağfur
- Hasan Efendi
- Ruhuna Fatiha
- Sene 1176 M.1762
Not: Yan yatmış bir şekilde duran mezar taşı yerinden çıkmak üzeredir.

3- Molla Mustafa Mezar taşı
- Merhum ve Mağfur
- Ciğer Köşem Molla*
- Mustafa Ruhuna Fatiha
- Sene 1185 M.1771
Molla: Âlim, hoca. İlmiye Sınıfından olan kişi
Not: Yan yatmış bir şekilde duran mezar taşı yerinden çıkmak üzeredir.

4- Doğancıoğlu Kara İsmail Reis Mezar taşı
- Merhum ve Mağfur
- El muhtac İla Rahmeti Rabbihi
- El ğafur Doğancıoğlu
- Kara İsmail Reis
- Ruhuna Fatiha
- Sene 1186 M. 1772
Not: Mezar taşında “Doğancıoğlu” sülale ismi ve kişinin lakabı olan “Kara” kelimesi ve “Reis” sıfatı belirtilmiş.

5- İmam Muhammed Efendi Mezar taşı
- Hüvel Bâki
- Merhum ve Mağfur İmam
- Muhammed Efendi Ruhiçün
- Fatiha Sene 1230 M. 1814
Not: Muhtemelen köyde yada yakın bölgede İmamlık yapmış yada lâkâbı İmam olan birine ait mezar taşı.

6- Topaloğullarından İbrahim Efendi Mahdumu İsmail efendi Mezar taşı
- Hüvel Bâki
- Topaloğullarından
- İbrahim Efendinin
- Mahdumu* İsmail
- Efendinin Ruhuna Fatiha
- Sene 1339 M. 1920
Mahdum: Erkek evlat, Oğul
Not: Serpuş (Başlık) üzerindeki fes üstüne yaprak nakışlı sarık ve “Topaloğulları” sülale ismi dikkat çekiyor.

7- Hacı İsmail Kerimesi Ali’nin Ehli Zeyneb Hatun Mezar taşı
- Hüvel Bâki
- Hacı İsmail Kerimesi*
- Ali’nin Ehli Merhume
- Zeyneb Hatun
- Ruhuna Fatiha
Kerîme: Kız Evlat
Not: Mezarlıktaki tek osmanlı kadın mezar taşı budur. Tarih bölümü toprak altında kaldığı için okunamamıştır.



Henüz yorum yapılmamış.