Anasayfa » Manşet » Yağcılar Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları (Kocaeli/Kandıra)

Yağcılar Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları (Kocaeli/Kandıra)

Yağcılar Köyü Mezarlığı’ndaki Osmanlı Mezar Taşları (Kocaeli/Kandıra)

26 Ekim 2025 tarihinde, havanın oldukça güzel olduğu bir günde, Kocaeli’nin güzel bir ilçesi olan Kandıra köylerinden Yağcılar Köyündeki Osmanlı mezar taşlarının izini sürmek için rotamı Kandıra’ya çevirdim. Kandıra deyince benim aklıma hep dünyaca ünlü klarnet ustası Rahmetli Mustafa Kandıralı gelir, kendisini de bu vesile ile yâd edelim…
Hem doğayla baş başa kalmak, hem de Osmanlı mezar taşlarının peşine düşüp yeni keşifler yapmak için Kandıra her zamanki gibi benim için güzel bir seçimdi.

Açıkçası, köy mezarlıkları her zaman ilgimi çekmiştir. Hiç kimsenin uğramadığı bu yerlerde dolaşırken ruhum dinlenir, bir yandan da yeni şeyler öğrenip keşfetmenin verdiği o tarifsiz hazzı yaşarım.

Yağcılar Köyü’nün Kısa Hikayesi

Yağcılar Köyü, Şile’ye en yakın köylerden biridir. Şile sınırına oldukça yakın olan bu köyün geçmişi, 15. ve 16. yüzyıllara kadar uzanıyor. Köy içlerinde önceki medeniyetlerden kalma, yapı duvarları ve dibek taşları gibi kalıntılar hala bulunmakta.

Osmanlı döneminde Şile kazası ve Kandıra bölgesi, Kocaeli Sancağı’na bağlıymış. Bu bölgedeki köyler, hem yetiştirilen ürünlerin bolluğu hem de iskelelerin fazlalığı nedeniyle İstanbul’un ihtiyaçlarını karşılamada çok önemli bir role sahipmiş.

Eski kayıtlarda; İstanbul’daki tersane ve donanmanın kereste, odun, marangoz (neccâr), kalafatçı, kürekçi, mühimmat ve insan gücü ihtiyaçlarının bu bölgelerden karşılandığı belirtiliyor. Ayrıca buradan yetiştirilen ürünler ve hububat, saraya kadar ulaştırılır ve saray mutfağının ihtiyaçları da bu bereketli topraklardan temin edilirmiş.

Yağcılar Köyü’nün İsmi Nereden Geliyor?

Eskiden bu köyde keten tohumu ve keten yağı üretimi oldukça fazlaymış. Üretilen keten yağı, saraylara kadar gönderilir ve bezirhanelerin (yağ çıkarma atölyelerinin) ihtiyaçlarını karşılarmış. Bu nedenle köyün adı Yağcılar olarak anılmış.

Bugün bazı civar köylerde hâlâ keten üretiliyor ve her yıl Keten Hasadı Şenlikleri düzenleniyor. Fakat artık üretim eskisi kadar yoğun değil. Günümüzde köyde daha çok fındık tarımı yapılmakta, az da olsa meyvecilik sürdürülmektedir.

Yağcılar Mezarlığındaki Mezar Taşları

Yağcılar köy içi yolundan geçerken oldukça bakımlı bir mezarlık duvarı ve hemen arkasında sıralanmış mezar taşları dikkatimi çekti. Uzaktan Osmanlı mezar taşlarına benziyordu. Merakıma yenildim ve bir mola verdim.

Yaklaştıkça çoğunun üzerinde Türkçe yazılar olduğunu fark ettim. Bu mezarlıkta da benzer şekilde yeni tarihli, mermer ve beton taşlar vardı. Mezarlık içindeki peyzaj çalışmaları, mezarlık için yolların ve çeşmenin yapımı devam ediyordu. Mezarların etrafı çam ve servi ağaçlarıyla çevriliydi.

Yerde çam pürleri ve kozalaklar birikmişti. Taşların bir kısmında amatörce yapılmış servi ağaçları, laleler, su testileri ve çiçek motifleri vardı.

Osmanlı Mezar Taşlarıyla Buluşma

Mezarlığın içlerine doğru ilerlerken, biri fesli, diğeri sarıklı iki mezar taşı gözüme ilişti. İlk anda bunların Osmanlı mezar taşı taklidi, yani betondan yapılmış süslemeli taşlar olduğunu düşündüm.

Fakat yaklaştığımda taşların saf mermerden yapıldığını ve üzerlerinde Osmanlıca yazılar bulunduğunu fark edince heyecanım bir anda arttı.

Şile ve Kandıra çevresinde yıllardır yaptığım araştırmalarda bu yoldan birçok kez geçmiş, hatta köylülerden de “orada yeni mezarlık var, eski mezar yok” cevabını almıştım. Yağcılar mezarlığına yakın Çelebi Köyü mezarlığı araştırmamda da osmanlı mezar taşlarına denk gelememiştim. Bu yüzden buraya özel bir araştırma planım yoktu. Açıkçası, umudum da pek yoktu.

Ama o taşları görünce, tarifsiz bir sevinç duydum. Hemen yanlarına oturup uzun uzun incelemeye başladım. Her iki taş da öne doğru eğilmiş, neredeyse toprağa kapanmak üzereydi.

Önce dikkatlice düzeltip dik durmalarını sağladım. Yazılar zamana yenik düşmüş, silinmeye başlamıştı. Tebeşirleme yöntemi ile yazıları belirginleştirip her iki taşın da okumasını yaptım. Ardından fotoğraflayarak arşivime kaydettim.

Sessizliğin İçinden Yükselen Bir Ağıt

Mezar taşlarıyla uğraşmak beni yormuştu. Biraz soluklanmak için taşların önüne oturup sessizliğin tadını çıkarıyordum. Düşüncelerim kendi içinde dolaşıyordu:
“Ne yapıyorum bu köylerde, bu ıssız yerlerde? Kimdir bu taşların altındakiler? Nasıl yaşadılar, neler hissettiler?”

Tam o sırada mezarlıktaki sessizliği bir kadının ağıt sesi bozdu. Geçen hafta bir yakınını kaybetmişti. Torunlarına mezarda yatanı anlatıyor, titrek bir sesle ona sesleniyordu:

“Kalk, fındık vakti geldi… Bak torunların geldi seni görmeye… Ağaçlar yeşerdi, meyveler oldu… Dağlar taşlar seni bekler, kalk ne yatıyon?”

Koca mezarlıkta yalnızca kadının sesi yankılanıyordu. Ölümün hüznü, ağıtın acısıyla birleşiyor; ses, mezar taşlarına çarpıp mezarlığın içinde kayboluyordu.

Bir süre sonra beni fark etti. Osmanlı mezar taşlarını göstererek,

“Bunları okuyon mu sen?”
diye sordu.
Taşlardaki yazıları ben okudukça, o da sülaleleri tanıdı.

“Bu falancanın dedesi… Şu taş da filanca sülaleden…”
diyerek geçmişle günümüz arasında bir bağ kurmaya başladı.

Bir süre sonra köyden yaklaşık 15 kişi toplandı. Hep birlikte Osmanlıca yazıları okuduk, taşları inceledik. Her biri bize köyün tarihinden güzel ipuçları sunuyordu.

Yağcılar Mezarlığındaki Son Osmanlı Mezar Taşları

Yağcılar mezarlığında keşfettiğim her iki mezar taşı da harap haldeydi. Köylülerden aldığım bilgiye göre mezarlıkta iki tane daha osmanlı mezar taşı varmış fakat tüm aramalarımıza rağmen onları bulamadık. İnşallah bu iki mezar taşıda kaybolanların kaderini yaşamaz.

Bulduğumuz mezar taşları bize çok güzel bilgiler veriyordu. Mezar taşlarından birinin üzerinde yağcılar karyesi ve eski osmanlı isimlerinden Akâbad isminin geçmesi bizim için güzel bir bilgiydi. Her iki mezar taşı da 1800’lü yıllara aitti. Ayrıca diğer bir mezar taşı üç nesilin ismini bile bize veriyordu. Şimdi isterseniz taşların üzerinde neler yazıyor ne gibi bilgiler veriyor onlara bakalım.

Kalıncıoğlu Hasan Ağa Mahdumu Mustafa Ağa'nın Mezar Taşı
  1. Taş: Kalıncıoğlu Hasan Ağa Mahdumu Mustafa Ağa’nın Mezar Taşı

1- Hüvel Bâkî
2- Fenadan bekâya eyledi rıhlet
3- İde kabrini Hak ravzay-ı cennet
4- Kalıncı oğlu Hasan Ağa
5- Mahdumu Mustafa Ağa ruhuna
6- El-Fatiha — Sene 1296 (Miladi 1879)

Ahmed Usta Mezar Taşı

2. Taş: Ahmed Usta Mezar Taşı

1- Hüvel Bâkî
2- Ziyaretten murad bir duadır
3- Bugün bana ise yarın sanadır
4- Akâbad kazasında Yağcılar karyesinde
5- Tahtacı oğlu Mustafa Ağa’nın oğlu
6- Ahmed Usta ruhuna Fatiha
7- Sene 1298 (Miladi 1881) — Cemaziyelahir 20

Yağcılar Mezarlığını Geride Bırakırken

Yağcılar Köyü mezarlığında bulduğum bu iki Osmanlı mezar taşı, yalnızca bir keşif değil, aynı zamanda geçmişle yeniden kurulan bir bağ oldu. Her taş, bir hikâye anlatıyor; her motif, bir dönemin sessiz tanığı olarak zamana direnmeyi sürdürüyor.

Bazen bir köy yolunda verdiğiniz küçük bir mola, sizi yüzyıllar öncesine götürebiliyor. Dilerim kültürel mirasımız kaybolmadan daha bir çok mezar taşıyla tanışır ve kaydederim. Yağcılar köy halkına en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Sizde düşüncelerinizi benimle paylaşabilirsiniz…

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz