Anasayfa » Manşet » Mezar Haberleri Aylık Bülteni (Kasım 2025)

Mezar Haberleri Aylık Bülteni (Kasım 2025)

Mezar Haberleri Aylık Bülteni (Kasım 2025)

Mezar Haberleri Aylık Bülteni ile tekrar karşınızdayız. Kasım ayı’nda Dünyada ve Ülkemizde gündemi en çok meşgul eden, Kültürel Miras ve Mezar haberlerini sizler için derledik. Her ayı’ın ilk haftası sizde gündemi kaçırmamak için bültenimize abone olmayı unutmayınız. İyi okumalar…

Bu Ay Mezar Haberleri Bülteninde Neler Var?

📚 1. Diyarbakır’da Açılan “Medeniyetler Mezarlığı”: 12.400 Yıllık Yolculuğa Davet
🪨 2. Orhun Kitabelerine Benzeyen Gizemli Taşlar: Sırrı Öğrenenler Şaşkın!
🏺 3. Aydın’da Ortaya Çıkan Benzersiz Mezar Taşları: Türkiye’de İlk Kez Görülen Türler
⛏️ 4. Çatalhöyük’te 9 Bin Yıllık “Yalnız Mezar”: Güllü Ayşa’nın Dramı
🗣️ 5. “Dili Olsa da Konuşsa” Dedirten Kayseri Mezar Taşları Gün Yüzünde
🏛️ 6. Tire’de Acı Bir Hikâye: Genç Kızın Çeyiz Parası Türbesine Dönüştü
💧 7. Konya’da Kuraklık Suları Çekti: Yıllar Öncesine Ait İzler Ortaya Çıktı
🏺 8. Hasankeyf’te 552 Yıllık Zeynel Bey Türbesi Yeniden İlgi Odağı
🕯️ 9. Rüyalarla Yeniden Doğan Türbe: İzmir’in Gizemli Ciğerci Dede Efsanesi
🔍 10. 90 Yıllık Aile Sırrı Çözüldü: Dedelerinin Mezar Taşı Diyarbakır’da Bulundu
🕌 11. Sivas Yukarı Tekke’de Abdulvahabi Gazi Türbesi Her Cuma Dolup Taşıyor
📖 12. Nuruosmaniye Külliyesi Yeniden Hayat Buldu: İstanbul’un Sessiz Mirası
⚠️ 13. 300 Yıllık Türbe Definecilerin Hedefinde: Tarihi Mirasa Büyük Tehdit
🕰️ 14. Yozgat’taki Asırlık Arapdede Camii ve Tekkesi Ziyaretçi Akını Yaşıyor
📷 15. Çanakkale’de 829 Mezar Taşı ve 67 Kitabe Resmi Olarak Kayıt Altına Alındı
📚 16. Ayın Kitabı: “Babadağ Osmanlı Mezar Taşları”

Diyarbakır’da Açılan “Medeniyetler Mezarlığı”: 12.400 Yıllık Yolculuğa Davet

Diyarbakır’ın zengin geçmişini yansıtan İçkale Müze Kompleksi, şimdi dikkat çekici bir sergiye ev sahipliği yapıyor: “Medeniyetler Mezarlığı.” Kentte binlerce yıl boyunca hüküm süren kültür ve inançların izlerini taşıyan 250 mezar taşı, uzun süre depolarda saklandıktan sonra restore edilerek ziyarete açıldı.

Hurrilerden Roma’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan geniş bir zaman dilimine ait bu taşlar; üzerlerindeki meslek sembolleri, toplumsal statü işaretleri ve farklı alfabelerdeki yazılarıyla gerçek bir kültürel çeşitlilik sunuyor. Eser sayısı 36 bini aşan müzede açılan bu yeni alan, ziyaretçileri Diyarbakır’ın 12.400 yıllık çok katmanlı tarihine adeta bir zaman yolculuğuna davet ediyor. (Kaynak A.A)

Orhun Kitabelerine Benzeyen Gizemli Taşlar: Sırrı Öğrenenler Şaşkın!

Sivas’ın Karayün köyünde bulunan yaklaşık dört asırlık mezarlık, yazısız ve dev boyutlu mezar taşlarıyla Anadolu’nun en ilginç kültürel miras alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Orhun Kitabelerini anımsatan bu taşlar, köy halkının hafızası sayesinde kime ait oldukları unutulmadan günümüze kadar ulaşmış durumda.

Rivayetlere göre taşların büyüklüğü, ailelerin o dönemki gücünü ve imkânlarını yansıtıyor. Okuryazarlığın az olduğu dönemde yazı işlenmeyen bu taşlar, dere yatağından kağnılarla imece usulü taşınarak mezarlığa dikilmiş. Bugün hâlâ ayakta duran taşlar, bölgenin tarihini sessizce anlatmaya devam ediyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)

Aydın’da Ortaya Çıkan Benzersiz Mezar Taşları: Türkiye’de İlk Kez Görülen Türler

Aydın’ın Nazilli ilçesindeki Bozyurt Horasan Mezarlığı’nda 2023’te başlayan kazılar, Anadolu’nun fetih dönemine ışık tutan benzersiz bulgular ortaya çıkarıyor. Prof. Dr. Bülent Nuri Kılavuz’un yürüttüğü çalışmalarda, bölgede Horasan erenlerinin yerleştiğini gösteren izler ve Türkiye’de benzeri olmayan tarikat sikkeli mezar taşları gün yüzüne çıkarıldı.

Kare, silindir, sekizgen gibi farklı formlarda taşlar; Ahi, Bektaşi, Kadiri ve Mevlevi topluluklarının varlığını doğruluyor. 13. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan örnekleriyle mezarlık, Türk fütüvvet teşkilatının kültürel izlerini somut biçimde yansıtıyor. Alanın gelecekte ören yerine dönüşmesi planlanıyor.

Kaynak: Aydın Hedef Gazetesi – Kevser Dayan

9 Bin Yıllık Çatalhöyük’te “Yalnız Mezar”: Güllü Ayşa’nın Dramı

Konya Ovası’nda 9 bin yıllık geçmişiyle bilinen Çatalhöyük, bu kez Neolitik dönem değil, 20. yüzyılın başlarına ait dramatik bir hikâyeyle gündeme geliyor. 1933’te ölen Güllü Ayşa, zina ile suçlandığı ve “kötü yola düşmüş kadın” olarak damgalandığı için köy mezarlığına kabul edilmez. Ailesi, toplumun dışlayıcı baskısı karşısında onu Çatalhöyük’ün doğu höyüğünün güneydoğu yamacına, o yıllarda ıssız bir tepe olan bölgeye gömer.

Bu defin, höyükteki 9.500 yıllık gömü geleneğinin son halkası olarak kayda geçer. Danimarkalı biyoarkeolog Doç. Dr. Scott Donald Haddow, bu sıra dışı olayı inceleyerek “The Lonely Grave of Güllü Ayşa” başlıklı çalışmasında hem mezarın konumunu hem de Ayşa’nın trajik toplumsal kaderini bilimsel bir çerçeveyle ortaya koyuyor.

Kaynak: Scott Donald Haddow – The Lonely Grave of Güllü Ayşa

“Dili Olsa da Konuşsa” Dedirten Kayseri Mezar Taşları Gün Yüzünde

Kayseri’nin Develi ilçesinde yer alan tarihi mezarlıklar, düzenlenen kapsamlı bir konferansla yeniden ilgi odağı oldu. Etkinlikte konuşan Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aslı Sağıroğlu, Develi ve Zile bölgelerinde yürütülen araştırmaların bulgularını katılımcılarla paylaştı. Özellikle 2025 yılında Develi Belediyesi ve hayırsever Aydan Özkan’ın desteğiyle Zile köyünde yapılan tespit ve yüzey incelemeleri dikkat çekti.

Konferansın en heyecan verici yönü ise beylikler dönemine tarihlenen mihrabiyeli ve mukarnaslı mezar taşlarının ortaya konmasıydı. Arnavut kökenli ailelere ait mezarlar, Seyyitler sülalesi taşları ve meslek gruplarını simgeleyen armalar, bölgenin zengin kültürel çeşitliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Kaynak: Yerel basın – Develi & Zile tarihi mezarlıkları konferans haberleri

Tire’de Viran Türbenin Acı Hikayesi: Genç Kızın Çeyiz Parası Türbesine Dönüştü

Tire’nin Işıklar Köyü’nde yer alan Hafsa Hatun Türbesi, Aydınoğulları döneminden günümüze ulaşan önemli yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Yalnızca duvarları ayakta kalan türbe, taş, tuğla ve devşirme malzemelerin birlikte kullanıldığı 5×5 metrelik sade bir mimariye sahip. Yapı, İsa Bey’in kızı Hafsa Hatun için inşa edilmiş olup kardeşi Musa Bey’in türbesiyle benzerlik göstermesiyle dikkat çekiyor.

Halk anlatılarına göre Yıldırım Bayezid’in eşi olan Hafsa Hatun, Tire’ye duyduğu özlem nedeniyle yaptığı dönüş yolculuğunda tipiye yakalanarak hayatını kaybetmiş. Köylüler, türbenin çevresinde geçmişte bir imaret bulunduğunu da aktarıyor. Bölgedeki külliyenin ise Hafsa Hatun’un çeyiz parasıyla yapıldığı söyleniyor.

Kaynak: Yerel Tire bölgesi haberleri ve halk anlatıları

Konya’da Kuraklık Suları Çekti: Yıllar Öncesine Ait İzler Ortaya Çıktı

Konya’nın Çumra ilçesindeki Apa Barajı’nda yaşanan hızlı su çekilmesi, bölgenin geçmişine ait izleri yeniden görünür kıldı. Uzun süredir su altında bulunan tarihi 11 gözlü köprünün tamamen ortaya çıkmasının ardından, eski Apa Köyü’nün mezarlığı da 64 yıl sonra tekrar gün yüzüne çıktı.

Baraj tabanında belirginleşen mezar taşları arasında en son 1961 tarihli bir taş kaydedilirken, özellikle Apalı Abdullah Hocaefendi’ye ait mezar bölge halkının dikkatini çekti. Suların çekilmesiyle köylüler hem şaşkınlık hem de hüzün yaşarken, baraj yapılmadan önce bu alanın köyün merkezi olduğunu hatırladıklarını dile getirdi.

Uzmanlar, su seviyesindeki dramatik düşüşün kuraklıkla doğrudan ilişkili olduğunu ve bu durumun bölgedeki tarımsal faaliyetleri tehdit ettiğini vurguluyor. Tarihi köprü, yerleşim kalıntıları ve ortaya çıkan mezarlık, Apa Barajı’nı adeta geçmişle yeniden yüzleşilen bir açık hava arşivine dönüştürmüş durumda.

Kaynak: Haber Dairesi

Hasankeyf’te 552 Yıllık Zeynel Bey Türbesi Yeniden İlgi Odağı

Batman’ın 12 bin yıllık tarihini barındıran Hasankeyf ilçesi, farklı uygarlıkların izlerini günümüze taşıyan eşsiz yapılarıyla her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Dicle Nehri kıyısında yükselen en özel yapılardan biri ise Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın, Otlukbeli Savaşı’nda kaybettiği oğlu Zeynel Bey adına 1473’te inşa ettirdiği Zeynel Bey Türbesi.

İlısu Barajı nedeniyle su altında kalma tehlikesi taşıyan türbe, 2017 yılında 1100 tonluk kütlesiyle özel bir taşıma sistemi kullanılarak zarar görmeden arkeopark alanına taşındı. Dıştan silindirik, içten sekizgen planlı olan yapı; çini süslemeleri, sırlı tuğla örgüsü ve Kufi hatlı yazılarıyla Orta Asya türbe mimarisinin Anadolu’daki tek örneği olarak değerlendiriliyor.

Zeynel Bey Türbesi bugün Dicle Nehri’ne yaslanan konumu ve benzersiz mimarisiyle hem yerli hem yabancı turistlerin en çok fotoğrafladığı yapılar arasında yer alıyor. Hasankeyf Kaymakamı Mehmet Ali İmrak’ın sözleriyle, türbe sadece bir anıt değil; bölgenin köklü medeniyet geçmişinin de sessiz bir tanığı.

Kaynak: DHA – Hasankeyf’te Zeynel Bey Türbesi yoğun ilgi görüyor

Rüyalarla Yeniden Doğan Türbe: İzmir’in Gizemli Ciğerci Dede Efsanesi

İzmir’in Balçova ilçesinde, Balçova İlköğretim Okulu’nun arka bahçesinde mütevazı bir görünümle duran Ciğerci Dede Türbesi, konumu kadar rivayet edilen olaylarıyla da bölge halkının hafızasında önemli bir yer taşıyor. Tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmeyen türbe, sözlü kültür sayesinde günümüze ulaşan güçlü bir manevi anlatıya sahip.

1970’li yıllarda Üçkuyular–Balçova yolu genişletilirken eski yeri tamamen kaldırılmak zorunda kalınca türbe başka bir alana taşındı. Bugün türbe içinde biri sarıklı, diğeri kırık iki mezar taşı bulunuyor. Bu taşların kime ait olduğu bilinmese de köylüler uzun yıllardır burayı “Ciğerci Dede” olarak anıyor.

Halk arasında dilden dile aktarılan bir anlatı türbenin manevi gücünü daha da pekiştiriyor. Rivayete göre Yunan işgali döneminde türbe askerler tarafından yıkılıyor. Ardından, türbenin sahibi olduğuna inanılan Ciğerci Dede, işgal kuvvetlerinin komutanı Panayoti’nin rüyasına üç kez girip türbenin hemen yeniden yapılmasını istiyor. Üçüncü uyarıda “Bugün yapılmazsa askerlerin zarar görür” dediği söylenince komutan ustalarla birlikte türbeyi yeniden inşa ettiriyor. Bu hikâye, yapının bölge halkı için neden hâlâ bir manevi sığınak olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Tarihi net olarak bilinmese de çok güçlü bir halk anlatısına sahip olan Ciğerci Dede Türbesi, Balçova sakinleri için hâlâ dua edilen, ziyaret edilen, hafızada yaşayan bir mekân olmayı sürdürüyor.

Kaynak: Yerel haber derlemeleri ve bölge halkı anlatıları

90 Yıllık Aile Sırrı Çözüldü: Dedelerinin Mezar Taşı Diyarbakır’da Bulundu

Diyarbakır Müzesi’nin “Medeniyetler Mezarlığı” projesi, unutulmuş bir hikâyeyi yeniden gün yüzüne çıkardı. Muş’un Varto ilçesinden Yalçınkaya ailesi, 90 yıldır kayıp olan büyük dedeleri Hesê Hamîdî’nin mezar taşını bu projeyle buldu. 1935’te köylerinden alınarak müze envanterine giren iki mezar taşı, yıllarca depoda kaldıktan sonra bahçede sergilenmeye başlanınca aile umutla Diyarbakır’a geldi.

Taşı gördüklerinde yaşadıkları sevinç, kültürel mirasın insanlar için ne kadar derin bir anlam taşıdığını bir kez daha ortaya koydu. Müze yetkilileri, bu buluşmanın projenin ilk büyük meyvelerinden biri olduğunu belirtiyor.

Kaynak: Diyarbakır Müzesi açıklamaları ve yerel haberler.

Sivas Yukarı Tekke’de Abdulvahabi Gazi Türbesi Her Cuma Dolup Taşıyor

Sivas’taki Yukarı Tekke Mezarlığı’nda yer alan Abdulvahabi Gazi Türbesi, her Cuma yüzlerce ziyaretçiyi ağırlayan manevi bir buluşma noktası. Uçurum kenarındaki etkileyici konumuyla dikkat çeken türbe, aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Bayezid ve torunlarının türbelerine de komşuluk ediyor.

Peygamber Efendimizin sancaktarı olarak bilinen Abdulvahabi Gazi’nin burada şehit düştüğüne inanılıyor. Cuma namazının ardından ziyaretçiler hem dua ediyor hem de yıllardır süren geleneği yaşatıyor.

Kaynak: İHA

Nuruosmaniye Külliyesi Yeniden Hayat Buldu: İstanbul’un Sessiz Mirası

Nuruosmaniye Külliyesi’nin önemli bölümleri olan Nuruosmaniye Kütüphanesi ve Şehsuvar Sultan Türbesi’nde yürütülen kapsamlı restorasyon tamamlandı. Barok mimarinin zarif örneklerini taşıyan yapılarda çimento esaslı ekler temizlendi, kalem işleri titizlikle ortaya çıkarıldı ve kurşun örtüler yenilendi.

Yangın nedeniyle zarar gören kütüphane özgün kotuna kavuşturulurken, türbedeki 19 sandukanın ahşap ve puşideleri de yenilendi. Tarihî dokusu canlanan bu iki yapı, yeniden ziyaretçilerini ağırlamaya hazır hâle geldi.

Kaynak: AA

300 Yıllık Türbe Definecilerin Hedefinde: Tarihi Mirasa Büyük Tehdit

Muğla Yatağan’ın Doğan Köyü’nde bulunan 300 yıllık Oyuk Baba Ereni türbesi, defineciler tarafından kazılarak ciddi şekilde tahrip edildi. Araştırmacı-Yazar Tarcan Oğuz, bu tür ziyaretgâhlarda para ya da değerli eşya bulunmasının mümkün olmadığını vurgulayarak yapılan kazının yanlış bilgilerle gerçekleştirildiğini ifade etti.

Yaklaşık 50 yıl önce yapılan restorasyonun da özgünlüğe uygun olmadığını belirten Oğuz, yapının acilen profesyonel şekilde yenilenmesi gerektiğini söyledi. Muhtarlık ve ilgili kurumlar, türbenin korunması için gerekli süreci başlattı.

Kaynak: Haber7

Yozgat’taki Asırlık Arapdede Camii ve Tekkesi Ziyaretçi Akını Yaşıyor

Yozgat’ın Tekke Mahallesi’nde yer alan Tekke Arapdede Camii, 1842’ye uzanan tarihiyle ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Ahşap tavan ve tabanıyla özgün mimarisini koruyan cami, sarı kesme taştan yapılmış minaresi ve çevresindeki çift mezar taşıyla dikkat çekiyor.

Arapdede tarafından dergah olarak inşa edildiği bilinen yapı, bugün hem ibadete açık hem de öğrenciler ve turistler için önemli bir araştırma noktası. Tarihi atmosferiyle Yozgat’ın nadide değerleri arasında yer alıyor.

Kaynak: İHA

Çanakkale’de 829 Mezar Taşı ve 67 Kitabe Resmi Olarak Kayıt Altına Alındı

Gelibolu Yarımadası’nda Osmanlı dönemine ait 829 mezar taşı ve 67 kitabe, uzman ekipler tarafından tek tek okunarak fotoğraflandı ve günümüz Türkçesine aktarıldı. ÇOMÜ’den Dr. İsmail Sabah’ın yürüttüğü çalışma, hem tarihsel bilgileri hem de kaybolma riski taşıyan mirası gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.

İncelemeler sırasında çeşmelerin kullanım amaçlarından dönemin mesleklerine, hatta yolculuk sırasında vefat eden Necip Paşa gibi kişisel hikâyelere kadar pek çok detay gün yüzüne çıktı. Bu kapsamlı proje, bölgenin “tapu niteliğindeki” hafızasını koruyor.

Mezar Taşlarını Görmek İçin Aşağıdaki Linki Kullanın: https://www.canakkaletarihialan.gov.tr/data/uploads/corporate/files/MPpviF6B5gWt1vC6sgVKmzX50tJZYhfI0KuYlJOk.pdf

Kaynak: DHA

Yazar: Sedat Soyalp
Yayınevi: Gece Kitaplığı
Yayın Yılı: 2025

Kitap Hakkında:
Babadağ’ın Osmanlı Mezar Taşları İlk Kez Kitaplaştırıldı

Sedat Soyalp’ın “Denizli Babadağ’da Osmanlı Dönemi Mezar Taşları” adlı eseri, 2025 Ekim ayında yayımlandı. 173 sayfalık çalışma, Babadağ’ın Osmanlı dönemine ait mezar taşlarını ilk kez kapsamlı şekilde ele alıyor.

Kitapta ilçenin kısa tanıtımının ardından mezar taşlarının tipolojisi, başlık türleri ve kitabe özellikleri inceleniyor. Erkek taşlarında fes, sarık, kavuk; kadın taşlarında ise bitkisel ve kemerli tepelikler ile hotoz başlıklar öne çıkıyor. Taşların çoğu Osmanlı Türkçesiyle yazılmış olup bazı kitabelerde Arapça ifadeler de bulunuyor.

Erken dönem taşlarında “Huve’l-Bâki”, sonraki dönemde ise “Ah Mine’l-Mevt” gibi değişen ölüm anlayışını yansıtan sözler dikkat çekiyor. Lakaplar, unvanlar, meslekler ve bazı mezarlarda ölüm nedeni ile yaş bilgileri de kaydedilmiş.

1950’lerde içinden yol geçirilen ve bugün tahribat altında olan Babadağ Mezarlığı’nın korunması gerektiğine vurgu yapan kitap, ilçenin tarihî mirasını kayıt altına alan önemli bir çalışma olarak öne çıkıyor.

Etiketler:

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
Yorumlar
  1. Enes Reyhan dedi ki:

    içeriklerin arasına bir ayırıcı koyarsanız daha okunaklı olur. hangi fotoğraf hangi haberin görseli olduğu karışıyor. emeğinize sağlık.

    1. mezartaslari dedi ki:

      Haklısınız siz söyledikten sonra dikkat ettim, bir ayırıcı eklemeye çalışırım bir dahaki bültene teşekkürler…

Yorum Yaz